|

Parmakkaya Güney yüzü Tırmanışı - 10 Eylül 2010
Tam iki yıldır kafamı kurcalayan bozkurtun aklımıza soktuğu ve birtürlü çıkaramadığım ALADAĞLAR'ın en sert ve kısa rotalarından Parmakkaya problemini çözme vaktimiz gelip çatmıştı artık.
Tırmanış motivasyonum ve fiziksel kondisyonumun iyi olduğu bu dönemde üztesinden gelmek istediğim bu duvar günlerce mental olarak zihnimi yordu durdu. Birçok insan için çok kolay görünse dahi bizim gibi bu yükseklikte çok tırmanmamış insanlar için düsündürücü olmaktaydı elbette.
Başarısız geçen bir yarışma dönemi üzerine kaynaklarda çıkılan 5 adet VIII+ , 1 adet IX- ve unutulmaz düşüşlerle canımdan bezdiren mavi salıncak. Bütün yaz bu ve buna benzer işlerle geçmişti sanırım bir iki geleneksel antremanı bana yeter fakat agustos başına kadar özgur hiç tırmanmamıştı iş güç vs giibi sorunlar yüzünden haklı olarak antreman yapamamıştı ve bu da bende çekince yaratıyordu. Çok şükür ki son 3 hafta beraber antreman yapma fırsatımız oldu tabikide bu kusursuz bir fizik üstünlüğü getiremezdi ama mental olarak çok güçlü bir insan olduğu için kendimi rahat hissetmemi sağlamıştı .
Uykusuz ve araştırmalarla geçen geceler ardından 7 eylül günü saat 8 de aladağlara hareket etmenin heycanını yasadım içimde. Ekip 6 kişiden oluşuyordu ( Ben,Hakan Konaş, Merve Alıkor, ,Özgür Dinçsalman, Barış Okmak, Elgin Kılıç) ve 4 kişi 8 inde kaletepe kuzey duvarını hedeflemişti (Özgür, Merve, Elgin, Barış) ben ise dinlenip 9 eylül günü parmakkayaya girmek taraftarıydım. Rahat geçen yolculuk ardından saat 9 gibi çamardında lahmacun yemek ve 10 gibi salim abinin evinde bayramlaşmadaydık. Özgür ekibi kaletepeye goturecekti ben de parmakkayayı yakından inceleyecektim fakat yine kendimi engelleyemedim ve kampı ormanın başlangıcına attıktan sonra kendimi kaletepe kuzey duvarında buldum , bir ip boyu lider gittiğim çok basit ve ısınma kıvamındaki bu tırmanışta 5 kişi zirve yaptık 2. defa tırmandığım bu rotada yine de zevk almıştım ve ana kampa araçla dönmek ise geçen sene olanlardan sonra mükemmel bi hissiyat yarattı.
Artık vakit tamam gidiyoruz .Akşamdan Özgürle konuştuğumuz gibi sabah 9 da yola 6 kişi çıkacaktık ve 4 kişilik alt ekip konforu ile hareket edecektik ama herzamanki gibi işler sarktı ve biz 10 gibi yola çıkabildik ve 12 gibi duvarda iki tırmanıcı görüp hayal kırıklığına uğradık.
Yapacak bir şey yok. Otur ve izle. Son ip boyunu çıkışlarını ve inişlerini izlediğimiz İTÜ lü arkadaşlar(Kaan ve Alper) son ip boyunu yavaş ve dinlenerek geçtiler. Özellikle artçı pek çok defa düştü. Arkadaşlarla sohbetin ardından teknik malzeme rota dibine bırakılmak şartı ile hüzünlü bir şekilde kampa dönüldü. Gerçekten hayal kırıklığı olmuştu benim adıma. Sıkıntılı bir gece ve ardından sabah 5 te uyanıp kahvaltı etmek (dağcılık zor iş), 6 da ormanın derinliklerinde ilerliyor olmak özgürle sohbet etmek ve sakin bir şekilde yol almak bu sefer hafifiz ve sallana sallana gidiyoruz. Artık alt ekibimiz yok sadece ikimiz varız. Yavaş tempo ve rahat yürüyüşle 8 de ilk ip boyunun altında buluyoruz kendimizi ve yine yemek, rotayı incelemek, ipleri çözüp malzemeyi kuşanmak sonunda ilk ip boyunda lider benim. Kitapta V+ ,VI-denilmekte ilk iki ip boyunun derecelerine fakat rahat geçtigim hatta sadece tek bir ara emniyet attığım( sikkeler dışında) başarılı bir tırmanış oldu. Tek korkutucu yeri ise büyük oyuktan sağa travers geçip istasyona ulaşmak olmuştu. 20 dk da tırmandığım bu ip boyunun sonunda devasa kum saatinde askında özgürü artçı olarak yanıma alıyordum.Yarım saat sonra Özgür yanımdaydı (çanta özgürü ciddi zorlamıştı). İstasyonda bekleşmemiz ve rotayı yorumlamamızın ardından Özgür ikinci ip boyuna lider girdi ve 45 metrelik ip boyunu ikiye bölerek tırmanmayı tercih etti 20 metre tırmandıktan sonra istasyona beni yanına aldı bir friend ve birkaç malzeme atmıştı sanırım sikkeler haricinde. Artık artçı olma vakti. Çanta resmen aşağıya çekiyor. Arkadaş taş mı var bunun içinde anlamadım. Derken Özgürün yanındayım ve vakit kaybetmeden Özgür tekrar lead e geçiyor. Farklı ve zigzaglı bir tırmanışla dikkatli ol bağrışlarıyla ve benim kendi tırmanışmdan daha çok tırsarak grigriye basmam ve ip vermemle birlikte "İSTASYON dayım" sesi iç huzurumu yeniliyordu adeta. Hop yine artçılık başlar. Kolay tırmanış ve ara emniyetleri güzel çakılmış bir rotayı toplamak benim için super. Ah birde Tunç'un kitapta yazdığı gibi sol çatlağa gireydin Özgür. Adam deve gibi sağ çatlak çürük yazmış ama olsun öyle yada böyle büyük setteyiz artık.
Önceden planladığımız gibi bu ip boyu benim sorumluluğumda ve ikiye bölünerek tırmanılacak.Tırmanılacak yer 50 metreden daha fazla fakat ardımdaki uçurum 300 metreden daha fazla. Çok korkunç. Delimiyim ben. Burada ne işim var. Tüm kemiklerim kırılacak ...
Korkunun ve motivasyonun son noktasında tırmanışa başladığımda saat öğleni çoktan aşmıştı rota VI, VI+ deniyor ve kitap çok boşluklu uyarısı yapıyordu. Sağlı sollu olan ilk etabı çıktım ve dün tırmanan arkadaşların dediği gibi çatlak yerine sağdaki düz ve zor yüzeyden tırmandım çünkü çatlakta sıkışıp kalmak istemiyordum. Sikkeler oldukça iyiydi ve yine sadece tek ara emniyet atmıştım. Yaklaşık 20 metre yukarda iki sikke istasyon kurup özgurü yanıma aldım hemen.Tam kilit ve sola geçişin dibinde yaptım bunu .Özgür tekrar emniyetime girerken ip sürtmesin diye sağdaki iki sikkeyi kullanmama kararı aldık ki hala içimde ukde dir bu...Sola doğru geçilir, uçurum inanılmazdır ve iki sikke kliplenir. Spor trımanıştan kalma çömelme, oturma yaparak dinlenilir ama bir türlü sola geçilemez. Çok kötü bir hissiyat. Görmediğin tutamağa güvenmek ne acı .Kollarımın ciddi olarak bittiğini hissetmemin ardından risk almadım ve geri gelip perlon babaya oturdum iyice dinlendim çünkü tüm kaslarınmda ciddi ağrılar hissediyordum ve pantalonumda paramparça olmuştu. Dinlemem sonrası daha önce anlatılan "sola gec 5 numara frend tak" gibi hikayeleri hiç dinlemeden birazcıkta risk alarak hızlı bir sekilde sola gecmeyi tercih ettim ciddi sert ve inanılmaz boşluklu pandullu bi dususu içeren rotada yukarıdaki sikkelere kadar hiç bir emniyet kullanmadan çıkmayı seçerek yumuşamayan rotada sadece sikkelere güvenerek tırmandım rota gittikçe daha sert oluyor ve negatifleşiyordu .Büyük kumsaatine geldiğimde kollar acılar içerisinde kıvaranırken birkez daha dinlenme aldım ve çok güvenemediğim kumsasatinde emniyete aldım kendimi ve dinlenmece. Buraya kadar ve buradan sonra her hamlede "Özgür çok dikatli ol, çok çok çok dikatli ol" bağrışlarımla birlikte mental ve fiziksel zorluğun üstesinden gelerek ve istasyonu görmenin verdiği çığlık ile zirve altı istasyonlarında ilkine varılır.Özgür birkaç oturma ve dinlenme ile yanıma geldiğinde ve söylediği '' aşağıda cığlığı duyunca gözlerim doldu oğlum'' cümlesi ilediğer istasyona kolay ve emniyetsiz bir tırmanışla çıktık ve zirveye ata biner gibi teker teker giderek foto işlemlerine başladık. Zirvede ayakta durmakta ürepertici. Sevgili TUNÇ FINDIK'ın dediği gibi zirve iğne ustunde durma hissiyatı veriyor insana ve çok yüksek. Kuzeydeki boltlu rotanın bolt istasyonunu gormek çok hoştu gercekten . Özgür "Olum bildiğin bolt lan bu" ... Tabiki bizimle alakası yoktu ama olsun görmek bile güzeldi...Artık bizimde parmakkaya zirvemiz vardı arkadaş...
Yinede çok mutlu olmamıştık çünkü inerken ip sıkışması derdi olasılığı insanın canını sıkıyor. Saatte artık geç olmaya başlamıştı. 4'ü geçiyordu. 7 saattir rotadaydık. Beklediğimizde çok uzun sürmüş ve nedenini anlayamamıştık. Zaten ip sıkışırsa gece burda donardık sanırım. Çünkü uzerimizde tulum yada yagmurluk yoktu. İncecik polarlarlaydık. Derken iki ip inişiyle büyük sete vardık ve heycan içerisinde mor ip çekildi dualar eşliğinde sıkışmadan sıkışır gibi yaparaktan yanımıza geldi ve derin bir ohhhh. Daha sonra kusursuz inişlerle saat daha 6 olmadan aşagıdayız. Merve asağıda beklemekte. 5 - 6 saat orda durmuş yazık. Diğerleride meraklanmış ve akşam pınarına kadar gelmişler geç kalınca biz. Bizde de su, yiyecek ,hersey bitmiş. Bizden sonrakilere zirvede bir çikolata bıraklımış bir şekilde kamp alanına dönüş . Akşam da kutlama, sohbet ve kamp ateşi eşliğinde aladağlar faliyetini bitirmek ne heyecan verici olmuştu anlatılamaz.
HAKAN ERTEKİN
|